| ATATÜRK’Ü
ANMA GENÇLİK VE SPOR BAYRAMI
19 Mayıs 1919 Türk ulusunun tüm onur
ve asaleti ile Atatürk’ün önderliğinde tarih sahnesinde
yeni bir şahlanışın başlangıcıdır. Tüm umutların tükenmeye
başladığı bir dönemde Atatürk’ün; “Türk Ulusu bağımlı
yaşamaktansa ölmek daha iyidir” söylemi ile Samsun’a
çıkışı özgürlük ve bağımsızlık savaşanın da başlangıcı
olmuştur. 19 Mayıs gerçekten Türk ulusal varlığının
temeli ve Türk egemenliğinin onurlu duruşunun bir
hareketidir. Bu hareket Türk ulusunun tam bir ulusal
birlik içinde kutsal bir amaç uğruna el ele vererek
tüm gücünü ortaya koymasının bir ifadesidir. Samsun’dan
Havza’ya, Amasya’ya, Erzurum’a, Sivas’a, Ankara’ya
ve ardından büyük zafere ve oradan da Cumhuriyet’e,
Cumhuriyetten devrimlere, devrimlerden çağdaş uygarlığa
geçiş hep bu hareketin heyecanı ve sonucudur. Türk
ulusunun Ay Yıldızlı bayrağının Ankara kalesinde ve
üç denizin mavi sularında tüm dünyadan görülebilecek
bir onurla dalgalanması hep 19 Mayıs heyecanının kutlu
sonucudur.
 |
 |
Atatürk, dahi bir asker ve bir devlet
adamı olduğu kadar aynı zamanda kendi ideolojisini
ortaya koyan ve bunu eylemleri, sözleri ve yazıları
ile sağlığında güçlü bir biçimde kurmuş bir düşünürdür.
O’nun ideolojisi daha 1919’dan da önceleri kafasında
belirmişti. Önce yurdu işgalden kurtaracak ulusal
bağımsızlığı sağlayacak, halk egemenliği ile toplumun
yapısını temelden değiştirecektir. Laik sistemi kurup
vicdan özgürlüğünü sağlayarak hukuk düzenini değiştirecek,
eğitimde devrim yaparak düşüncede devrimi gerçekleştirecek,
ekonomi alanında yeni bir sistem getirecek, ulusal
ekonomiyi kuracak, dil ve tarih tezleri ile de Türk
dilinin bağımsızlığını korumaya Türk ulusunun dünya
ulusları arasındaki yerini belirlemeye çalışacaktır.
Bilindiği üzere 1914’de başlayan
ve dört yıl süren dünya savaşı Osmanlı devletinin
de içinde bulunduğu grubun yenilgisi ile sonuçlanmıştır.
Savaşın sonunda Osmanlı devleti ile anlaşma devletleri
arasında Mondros Savaş Bırakışması imzalanmış ve Anadolu
işgale başlanmıştı. Buna göre Fransızlar Adana ve
Hatay’a, İngilizler Urfa, Mardin ve Merzifon’a, İtalyanlar
Antalya’ya yerleşirler. 15 Mayıs 1919 günü Yunanlılar
İzmir’e girer. Türk yurdu parçalanmaya başlamış, ordular
dağıtılmış, İstanbul boğazı işgal edilmiştir. Ülkenin
bu zor günlerinde ve karanlık tablosunda Atatürk biran
önce Anadolu’ya geçerek Türk halkıyla bütünleşip düşmana
karşı bir özgürlük savaşı vermek ve bunun yanında
ulusal egemenliğe dayalı kayıtsız şartsız bağımsız
bir Türk devleti kurmak düşüncesindedir. Daha Samsun’a
ayak basmadan İstanbul’dan ayrılmadan kafasında oluşturduğu
karar bu olmuştur. Bu hedefine ulaşabilmek için de
kendisine en yakın güç olarak Türk gençliğini görmüştür.
Henüz Türkiye Cumhuriyeti kurulmadan, kazanılacak
bağımsızlık savaşı ve kurulacak demokrasi rejimi için
başlıca güvenlik unsuru olarak gençliği ele almıştır.
Atatürk 1919 öncesinin karanlık günlerinde Türk gençliğine
son derece güvenmiş ve her şeye rağmen gerçek bir
aydınlığa yürüdüklerine inandığını ve bu inancın kaynağının
da sadece ülkesine duyduğu sonsuz sevgiden değil,
o günün karanlıkları içinde sırf yurt ve gerçek tutkusu
ile ışık serpmeğe ve aramağa çalışan bir gençlik gördüğünü
söylemektedir.
Atatürk zafer kazanılıp Cumhuriyet
kurulduktan sonra da gençliğe verdiği önemi hep sürdürmüştür.
O, gençliğin en zor durumlarda bile başarılı olacağına
inanıyordu. Türkiye Cumhuriyetini sonsuza dek korumak
ve savunmak görevini gençliğe verirken bu duygularını
büyük bir söylev örneği olan “Gençliğe hitabe”sinde
son derece veciz bir şekilde ortaya koymuştur.
Atatürk, gençlerin gerçeği, sevmesini,
aramasını ve düşünmesinin önemini vurgulamıştır. Sorgulayan
ve uğraş veren genç kendi potansiyelini yerinde ve
zamanında doğru bir şekilde kullanırken toplumun sosyal
ve kültürel zenginliklerine de katkıda bulunabilir.
Uğraş verdiği, sanat, sportif çalışmalar, akademik
çalışmalardan kendileri kadar toplum da yararlanır.
O, yaşamın durmadan bir uğraş olduğunu bunun için
de hep başarılı olmanın gerektiğini vurgulamıştır.
Gençlerin ulusun yükselmesi için atılacak adımlarda
kesinlikle bocalamamaları gerektiğini, tüm engelleri
aşarak hedefe sağlam adımlarla ilerlemelerini söylemiştir.
Kesin olarak ulaşılacağına inandığı o hedefin de en
çağdaş ve kalkınmış bir ulus olarak toplumu yüceltmek
ve ulusal kültürümüzü çağdaş ülkeler düzeyinin de
üzerine çıkartmak olduğunu söylemektedir.
Atatürk kendisi de her zaman genç
kalmış ve gençliği bir dinamizm olarak görmüştür.
O, ulusal bağımsızlık savaşında diyaloga açık bir
yöntemle oluşturduğu kadrosu içinde gençler ve genç
düşünenler ile ülkenin kurtuluş sorununu tartışmış,
onların değişik düşüncelerinden çağdaş bir sentezi
kafasında oluşturmuştur. Aslında Ulusal bağımsızlık
savaşının ön saflarında olanlar oldukça genç bir kadroyu
oluşturuyordu. Atatürk Samsun’a çıktığında yükselmiş
olduğu rütbelerine ve taşıdığı büyük sorumluluğa göre
yaşça daha gençti 38 yaşında idi. Her şeyden önce
düşünüş biçimi heyecanları ve enerjisi ile gençti.
42 yaşında cumhurbaşkanı olan Atatürk, tüm yaşantısı
boyunca ve eserleri ile hep genç kalmıştır.
Atatürk iki büyük söylevinin sonunu
gençliğe seslenerek bitirmiştir. Birincisi büyük zaferin
ikinci yıl dönümünde Dumlupınar’da yaptığı tarihsel
konuşmadır. Bu özlü konuşmasında kazanılması gereken
yeni savaşın uygarlık savaşı olduğunu söyleyerek bu
konuda gençliğe olan güvenini gençlerin ülkeyi arzu
eden hedeflere ulaştıracaklarına olan inancını belirtmiştir.
İkincisi ise büyük söylevdir. 1927 yılında okuduğu
bu söylevini de gençliğe seslenerek bitirmiş Türkiye
cumhuriyetini korumak ve savunmak görevini gençliğe
bırakmıştır.
Bir toplumun en büyük güven kaynağı
ve geleceğinin başlıca dayanağı hiç kuşkusuz o ülkenin
gençliğidir. Bu gerçeği derinlemesine kavrayan Atatürk,
gençliğin yetiştirilmesinin de önemini ve bunun da
ilkelerini ortaya koymuştur. Onun bu direktifleri
1961 ve 1982 anayasalarına da yansımıştır. Anayasamız
gençliğin korunması başlığı altında Cumhuriyetin ve
geleceğimizin emanet edildiği gençlerin pozitif bilim
ışığında Atatürk ilke ve devrimleri doğrultusunda
ve devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğünü
korumak ve savunmak amacı ile yetişmelerini ve gelişmelerini
öngörerek, gençlerin kötü alışkanlıklardan ve cehaletten
korunmaları için önlemler alınmasını istemektedir.
2547 sayılı yüksek öğretim kanununda da yüksek öğretimin
amacı özetle şöyle açıklanmaktadır;
Yüksek Öğretimin Amacı; öğrencilerini
Atatürk devrimleri ve ilkeleri doğrultusunda Atatürk
ulusçuluğuna bağlı Türk ulusunun ulusal ve kültürel
değerlerini taşıyan, Türk olmanın onurunu duyan toplumun
çıkarını kişisel çıkarının üstünde tutan, ülke ve
ulus sevgisi ile dolu Türkiye Cumhuriyetine karşı
görev ve sorumluluklarını bilen özgür ve bilimsel
düşünce gücüne sahip, dengeli ve sağlıklı şekilde
gelişmiş hem yurt kalkınmasına katkıda bulunacak aynı
zamanda kendi geçim ve mutluluğunu sağlayacak bir
mesleğin bilgi, beceri davranış ve genel kültürüne
sahip vatandaşlar olarak yetiştirmek.
Atatürk’ün 1937 yılında Türkiye Büyük
Millet Meclisini açarken verdiği söylevde ülke davalarının
ideolojisini anlayacak, anlatacak kuşaktan kuşağa
yaşatacak kişi ve kurumlar yaratmak görevini devlete
ve üniversitelerimize verdiğini görmekteyiz. Gerçekte
Atatürk’ün sözüne ettiği bu ideoloji O’nun beyan ve
aksiyonlarından oluşan Atatürk ideolojisidir. Atatürk
ideolojisinin dogmatik bir sisteme ve katı bir sisteme
dayalı değil akıl ve bilim temeline ve ulusal egemenlik
anlayışına dayalı modernleşme ideolojisi olarak adlandırılan
bir ideoloji olduğuna inanıyoruz. Atatürkçülük tüm
demokratik ve laik dünya görüşleri ile uyuşan bir
ulusal modernleşme ideolojisidir. Üniversite gençliği
toplumun en duyarlı ve en dinamik kesimimdir. Bu yüzden
bu görevi yerine getirmekte en etkin güç olan gençliğin
eğitimine de son derece önem vermek gerekir. Bizler
de üniversite gençliğimizi bu ideolojisin temellerini
oluşturan Atatürk ilke ve devrimleri doğrultusunda
Çağdaş, ülkesini seven, aklı ve bilimi öne alan, Türkiye
Cumhuriyetinin Demokratik, Laik, Sosyal ve Hukuk devleti
nitelikleri ile savunan bireyler olarak yetiştirmeyi
hedef alıyoruz.
Atatürk’e göre uygarlık yolunda başarı
yenilikleri kavrayıp uygulamaya, yenileşmeye bağlıdır.
Toplumsal yaşayışta ekonomik yaşayışta ilim ve fen
alanında başarılı olabilmek için biricik ilerleme
ve gelişme yolu budur. Bu yol aydınlık yoldur. Türk
genci hem kendi ulusunun kültürel değerlerini özümseyecek,
aynı zamanda da evrensel dünyanın çağdaş değerlerine
açık olacaktır. Bu duygularla tüm gençlerimizin Atatürk’ü
Anma, Gençlik ve Spor Bayramını Kutluyor, derslerinde
ve tüm yaşantılarında mutluluklar diliyorum.
|