|
Hititler, tarihte Anadolu'da hüküm sürmüş
bir devlettir. Hint-Avrupa dil ailesi'ne dahil bir
dil konuştukları için Hint-Avrupa kökenli bir topluluk
olduğu kabul edilmektedir. M.Ö. 2000 yıllarında Anadolu'ya
göç ederek yerli Hatti Beylikleri üzerinde hakimiyet
kurdukları bilinmektedir.
| |
Konu başlıkları
1 Tarihçe
2 Hitit Siyasi Tarihi
3 Yazı ve Dil
4 Hitit Dini
5 Kadeş Savaşı ve Barış Antlaşması
5.1 Boğazköy
5.2 Çivi yazılı tablet
6 Kaynaklar |
 |
1-Tarihçe
Anadolu'ya geliş yönleri arasında, Kafkasya üzerinden,
Çanakkale Boğazı'ndan ya da Karadeniz'den olmalıdır.
En genel kabul gören görüş, Kafkasya üzerinden Anadolu'ya
indikleri yönündedir.
Tarihteki ilk kralları Kuşşara kralı Pithana'dır.
İlk yerleşim yerleri ise Kuşşara'dır. Pithana'nın
oğlu Anitta zamanında başkentleri Neşa (Kaniş) olmuştur.
Anita,Hitit krallığının başkenti olan Hattuş'u (Boğazköy),
çok büyük hazineleri olduğunu tahmin ederek kuşatmış
fakat şehirde herhangi bir şey bulamayınca kızarak
şehri tamamen yakıp yıkmış ve ünlü lanetini savurmuştur
“Geceleyin yaptığım bir saldırı ile şehri aldım. Yerine
yaban otu ektim. Benden sonra her kim kral olur ve
Hattuş’u yeniden iskan ederse gökyüzünün (Fırtına
Tanrısı’nın) laneti üzerinde olsun.”
Daha sonra Anita'nın soyundan gelen torunu Hattuşa'yı
bu kez Hitit krallığının başkenti yapacak ve kendisine
de hattuşili adını verecektir. Hattuşa antik kalıntıları
bugün UNESCO'nun Dünya Kültür Mirasları listesinde
yer almaktadır.
Hititler yerli halkın ekonomik ve kültürel etkilerinden
etkilenerek dil ve dinlerini benimşemiş ve ırklarını
hatti ırkının içinde eritmişlerdir.
Hititler, Asurluların Anadolu’ dan çıkma zorunda
kalmasıyla devlet idaresini ellerine almışlardır.
Anadolu’nun yerli halkıyla kaynaşıp Hitit Devleti’ni
kurmuşlardır. Bu devletin kurucusu Labarna‘dır. Başkenti
ise Hattuşa’ dır. (Boğazköy)
Hitit tarihi M.Ö. 1650-1450 eski krallık ve M.Ö.
1450-1200 Hitit İmparatorluk Devri olmak üzere iki
safhada incelenir. Hitit Devleti'nin kuruluşundan
itibaren, sanattaki Mezopotamyalı unsurlar kaybolarak,
Anadolu'nun yerli sanatıyla birleşmiştir. Sanatta,
boyutları büyümüş anıtsal eserler ortaya çıkmıştır.
Mabetler, saraylar, sosyal yapılar, kaya kabartmaları
ve orthostatlarla (bina cephelerinde alt sırada yer
alan kabartmalı taşlar) önceki sanattan ayrılır.
Aslında Hattiler'e ait olmasına rağmen Hitit Güneş
Kursu olarak anılan törensel nesne, Hititlerin sembolü
kabul edilir.
Hitit adı Eski Ahit'e göre uydurulmuş bir isimdir.
Bugün Hitit diye anılan bu halkın kendilerine "Nesi
dili konuşan" anlamında Nesili dediklerini biliyoruz.
Hititler kendilerine "Neşalılar" diyorlardı.
2-Hitit Siyasi Tarihi:
M.Ö. 1800 yılları, Anadolu tarihinin başlangıcı
yerli aglutinant dil grubuna ait Hattiler ve Hint
Avrupalı Hititler hakkında ilk bilgilerin edinildiği
dönemdir. Bu çağ, Hitit kültürünün başlangıç ve gelişme
aşamalarının kaynağıdır. M.Ö 2500-2000 yılları arasında
Kuzey Kapadokya ve Orta Karadeniz bölgesinde gelişmiş
kültürün temsilcisi Hattiler’ di. Şehir devletleri
tarafından yönetilen bu bölgenin müstahkem şehirleri,
kral mezarları, hazineleri, Hatti kültürünün simgeleridir.
M.Ö 2000 yılları sonlarında büyük savaşlar sonucunda
çıkan yangınlarla sona eren bu çağı, Asur Ticaret
Kolonileri dönemi izler. Yazılı kaynaklardan Hititlerin,
Anadolu’ya M.Ö. 3. binin son yıllarında, 2. binin
başında küçük gruplar halinde, girmeye başladıkları
ihtimali çıkmaktadır. Hititlerin Anadolu’ya kuzey
Karadeniz üzerinden veya kuzeydoğudan, Kafkaslar üzerinden
geldikleri ve Kızılırmak kavisinin kuzey kesimine
yerleşmiş oldukları değerlendirilmektedir.
 |
Hititler'in savaş başarılarındaki önemli bir
etken olarak, buldukları çok kişili savaş arabası
gösterilir |
Birbirini izleyen akınlarla Orta Anadolu içlerine
yayılan Hititler, zamanla etki alanlarını genişletmişler,
Hattili Prenslerin arazilerine hakim olmuşlardır.
Asur Ticaret Kolonilerinin geç evresinde (M.Ö 1800-1730)
Kuşşara Kralı Pithana ve oğlu Anitta tarih sahnesine
çıktılar. Onlar Hitit diline Naşili adını veren Kaniş/Neşa’yi
zaptedip krallığın ilk merkezi yaptılar. M.Ö. 1700’lerde
Kuşşara kralı Anitta, Hattuş Kralı Pijusti’yi yenip
şehrini tahrip ettiğini anlatmaktadır. “Geceleyin
yaptığım bir saldırı ile şehri aldım. Yerine yaban
otu ektim. Benden sonra her kim kral olur ve Hattuş’u
yeniden iskan ederse gökyüzünün [[Fırtına Tanrısı]]’nın
laneti üzerinde olsun.”
Hattuşa M.Ö. 17. yy.’ ın ikinci yarısında, Hitit
Kralı I. Hattuşili tarafından başkent olarak seçilir.
Eski Hitit Devleti’nin kurucusu I. Hattuşili Kızılırmak
kavisi içindeki çekirdek ülkede birliği sağladıktan
sonra, Kuzey Suriye ve Yukarı Fırat Bölgesi’nde [[Hurri
Ülkesi]]ne karşı yönettiği akınlarla, kendisini izleyecek
Hitit Krallarına bir Dünya devleti olma amacının işaretini
veriyordu. Murşili istilalara güneyde devam ederek
ve Suriye’deki şehir devletlerini devreden çıkartarak,
Mezopotamya ticaret yollarını kontrol altına aldı.
Halep ele geçirildi ve ordu Babil’e kadar ilerleyerek
Hammurabi hanedanlığına son verdi.
Ancak, Murşili’nin Hantili tarafından öldürülmesi
bir karışıklık dönemi getirir. Hantili idareyi ele
aldıysa da o da öldürüldü. Hantili’den sonra tahta
geçen Zidanta ve I. Huzziya’da Hantili ile aynı kaderi
paylaşarak öldürüldüler.
Bu dönemde Hitit devleti, Torosların güneyindeki
ülkeleri, Güney ve Güneydoğu Anadolu’daki diğer bölgeleri
yeniden Mitanni Krallığı’na kaptırdı.
Telipinu tahta geçince, saraydaki kan davalarını
durdurmayı başardı. Önceki kralların uzak bölgelere
yaptıkları seferleri durdurarak, Anadolu’yu kendi
içinde tutarlı bir idari teşkilat altına almaya çalıştı.
Bu amaçla eyalet sistemini kurdu. Telipinu fermanı
olarak bilinen fermanı yayınlayarak, taht verasetini
belli kurallara bağladı.
Geleneksel Hitit tarihi çağ ayrımına göre, Telipinu
devrini Orta Krallık adı verilen dönem izler.
Aynı zamanda I. Tuthaliya Hititlerin amansız düşmanı
Kaşkalar’ la da başetmek zorunda kalmıştır. Metinlerde
Tuthaliya zamanında, Fırat’ın yukarı yatağında kalan
bölgelere ve Kuzey Mezopotamya’da Hurrilere karşı
yapılan askeri harekatlardan söz edilmektedir. Bu
başarılarla I. Tuthaliya’nın Hatti ülkesinde krallığın
gücünü yeniden sağladığı anlaşılmaktadır. Ancak I.
Tuthaliya’nın hükümdarlık alanı genelde Anadolu ile
sınırlı kalmıştır.
I. Şuppiluliuma tahta geçince, öncelikle Anadolu’
daki hakimiyetini sağlamlaştırmıştır. Daha sonra Suriye
ve Kuzey Mezopotamya’ nin bazı bölgelerini Hitit Krallığı’
na katmıştır. Kaşkalarla savaşmış, Ugarit Kralı II.
Nigmedu ile bir anlaşma yapmıştır. Şuppiluliuma Mısır’
da Tutankhamon’ un ölümünden sonra çıkan çatışmaları
fırsat bilmiş, Kargamış’ ı alarak Mitanni Krallığı’
na son vermiştir.
II.Murşili’nin, Anadolu’nun kuzeyindeki ve batısındaki
seferleri, Hitit çekirdek ülkesinde vebanın hüküm
sürdüğü ve giderek artan Asur etkisiyle Suriye’de
huzursuzlukların yaşandığı bir döneme rastlamıştır.
Babası Murşili’nin ardından fazla zorluk çekmeden
tahta geçen 11. Muvattalli, yirmi yıldan fazla ’’Büyük
Kral’’ olarak hüküm sürmüştür. O’ nun küçük kardeşi
Hattuşili, askeri birliklerin başı, saray memuru,
kuzey sınırının sürekli huzursuz bölgelerinde ve Hattuşa’da
Vali olarak Hükümdara birçok alanda hizmet vermiştir.
Bu dönemde Muvattalli sarayını, Tanrı ve atalarının
heykelleri ile birlikte Hattuşa’dan Tarhuntaşşa’ya
taşımıştır. Muvattalli zamanında Orta Suriye’deki
Amurru bölgesi nedeniyle, Hititler’in anlaşmazlığa
düştüğü ülke Mısır’dı. Bu anlaşmazlık Kadeş Savaşı’
na yol açtı. (M.Ö. 1274)
Günümüzde Mısır’ daki Abydos, Luksor, Abu Simbel’in
duvarları ve Ramsesseum’un pylonlarının üzerindeki
kabartmalarda, Yakındoğu’nun geçmişindeki en ünlü
savaşlardan biri olan Kadeş Savaşı’ nın tasviri görülmektedir.
Kabartmalara II.Ramses’in Hitit Kralı II. Muvattalli’yi
yenerek elde ettiği zaferin kutlandığı hiyeroglif
metinler eşlik etmektedir. Firavun çok iyi hazırlanarak
savaş alanında bizzat bulunmasına rağmen, savaşın
asıl galibi Hititler olmuştur. Amurru yeniden Hitit
yönetimi altına girmiş, ayrılıkçı yerel kral Benteşina
ise Anadolu’ya sürülmüş, Kadeş Kalesi Hitit denetiminde
kalmıştır.
Büyük Kral II. Muvattalli öldüğünde, eski bir kurala
uyulmuş ve imparatorluğun en güçlü adamı olan kardeşi
Hattuşili yerine, oğlu III. Murşili/Urhi-Teşup tahta
geçmiştir. O, başkenti Tarhuntaşşa’dan, yeniden Hattuşa’ya
taşımıştır.
Bölgede II. Muvattalli döneminden ve Kadeş Savaşı’
ndan bu yana II. Ramses hüküm sürmekteydi. Hattuşili
Asur ve Babil Hükümdarları ile olduğu gibi, II. Ramses
ile de hükümdarlar arasındaki olağan ilişkilerini
sürdürmüştür. I. Şuppiluliuma’ dan beri süregelen
savaş durumunu sona erdirmiş ve Mısır ile barış antlaşmasını
imzalamıştır. Antlaşma Hattuşa’ da ortaya çıkarılan
ve günümüzde İstanbul Arkeoloji Müzesinde bulunan
kil tabletten anlaşılmaktadır. Akadca yazılmıştır.
Ayrıca Mısır-Karnak Ramesseum’ da da Mısır hiyeroglifi
ile kaleme alınmış kopyaları görülmektedir. II. Ramses
ile yapılan barış antlaşması, Hattuşili’ nin hükümdarlık
döneminde ulaştığı bir zirvedir. Bu başarı kendisinin
rakipleri Asur ve Babil ile Ege’ deki rakibi Ahhiyava
karşısındaki konumunu güçlendirmiştir.
Kurallara uygun olmaksızın tahta çıkmış olmasına
rağmen, III.Hattuşili önemli politik başarılar ve
uluslararası takdir kazanmıştı; ancak Hattuşa’da tahtına
çıkacak kişi ile ilgili düzenlemeyi yapmak da kendisi
için önemliydi. Önceden seçilen varisten vazgeçilmiş
ve yerine Prens IV. Tuthaliya seçilmişti. Tuthaliya
tahta çıktıktan sonra, Tarhuntaşşa Kralı Kurunta ile
antlaşma yapmış ve Tarhuntaşşa ülkesinin sınırları
yeniden çizilmiştir. II. Muvattali’nin oğlu olarak
hanedandan gelen Krala, imparatorluk hiyerarşisi içinde
Karkamış Kralı ile aynı düzeyde yer verilmiştir.
Hitit İmparatorluğu’nun bilinen son hükümdarı IV.
Tuthaliya’ nın oğlu II. Şuppiluliuma, başgösteren
yiyecek sıkıntısıyla daha da gerginleşen duruma rağmen
bazı askeri başarılar elde etmiştir. Hattuşa’da bugün
Güneykale olarak adlandırılan kesimdeki bir yazıtta,
II. Şuppiluliuma’ nın askeri birliklerinin Orta ve
Güneybatı Anadolu’da başarıyla savaştığından, Tarhuntaşşa’
da da hükümdarın yeniden otorite kurduğundan söz edilir.
Çivi yazılı belgeler de, Kargamış Kralı ve doğrudan
Büyük Kral tarafından denetlenen Alaşiya (Kıbrıs)
ülkesiyle antlaşma yapıldığı belirtilir.
Hitit İmparatorluğu’nun M.Ö. 1200’den kısa bir süre
sonra yıkılma nedeni halen tam olarak anlaşılamamıştır.
İmparatorluğun yıkılmasına çeşitli etkenlerin neden
olduğu değerlendirilmektedir. Son büyük kralın hüküm
sürdüğü dönemde, halk içinde huzursuzluklar ve Hitit
aristokrasisinde giderek artan çatışmalar başgöstermiştir.
Hitit Devletinin ayakta olduğu son yıllara tarihlenen
yazılı kaynaklar, sefalet içinde olduğu belirtilen
Anadolu’ya Suriye ve Mısır’dan büyük miktarlarda tahıl
sevk edildiğini kanıtlamaktadır. Aynı zamanda Anadolu’daki
huzursuzluklar ve Suriye üzerindeki Hitit etkisinin
azalması da Hitit İmparatorluğu’nun yıkılmasında neden
ya da sonuç olarak değerlendirilmektedir.
3-Yazı ve Dil
Hititlerin dili, Hint-Avrupa Dillerinin Anadolu'nun
alt grubuna dâhildir. Muhtemelen bir Hint-Avrupa öncesi
eski Anadolu dili konuşan Hattilerden Hatti ifâdesini
ülkeleri için kullanmışlardır. Buna karşın dillerine
Kaniş (Neşa) kentinden alınma Nesili (Nesçe) derlerdi.
Hititçe, bugüne kadar bilinen en eski Hint-Avrupa
dilidir. Hitit İmparatorluğu'nda bunun dışında Luvi
ve Pala dillerinde olduğu gibi Hititçe'yle az veyâ
çok akrabâ olan başka diller de kullanılmaktaydı.
Luvca'nın dinsel konularda önemi vardı.Hitit hiyeroglif
yazısı ve Luvi dili Bu dillerle berâber Hititçe, diğer
Hint-Avrupa dillerinden kelime hazînesi açısından
kısmen farklı olan Hint-Avrupa dillerinin Anadolu
kolunu oluşturmaktaydı.
Bunun yanında farklı yazılar da kullanımdaydı. Resmî
diplomatik yazışmaları ve saray arşivleri Âsur (Akad)
çivi yazısıyla yazılırken kayalardaki kabartmalar
ve yazıtlar için Hiyeroglif denilen yazı kullanılırdı.
Bugün, bu harflerle yazılan dilin bir Luvca lehçesi
olduğu bilinmektedir. Hurrice de önemli bir diplomatik
yazışma diliydi ve bilhassa Mittani İmparatorluğu'yla
yapılan yazışmalarda kullanılırdı.Hitit çivi yazısının
dili Friedrich Hrozny tarafından 1915'te çözülmüş,
Hitit hiyeroglif yazısının 1940'lı yıllarda başlayan
çözülmesinde ise Helmuth Theodor Bossert'in büyük
katkısı olmuştur.
4-Hitit Dini
Yazılıkaya'da Tudhaliya-IV kabartması.Sol eliyle ucu
spiral biçimli asasını tutmaktadır,sağ elinin üzerindeki
edikulası'nda kanatlı güneş sembolü çift güneşli olarak
yapılmıştır.Hitit dîni çok tanrılı bir dindir; panteonun
(tanrılar ailesi) içinde binlerce tanrı ve tanrıça
vardır ve bunların pek çoğu diğer kavimlerin dinlerinden
alınmıştır.
Hititler’de tanrılar, tıpkı insanlar gibidir. Fiziksel
şekilleri insan gibi olduğu kadar rûhen de onlarla
aynı olup insanlar gibi yerler, içerler, kendilerine
iyi bakıldığı sürece insanlara iyilik ederler; ancak
ihmâl edildikleri zaman hemen intikam almaya, insanları
en acımasız yöntemlerle cezâlandırmaya hazırdırlar.
Bir Hitit metni, insanlarla tanrıları birbirleriyle
kıyaslamakta ve tanrı-insan ilişkilerini bey-hizmetçi
ilişkilerine benzetmektedir.
Hitit devletinin panteonu, Anadolu ve Suriye şehirlerinin
çeşitli yerel panteonlarının zamanla bir araya getirilip
birleştirilmesinden oluşmuştur.
Hitit devletinin başlangıcından îtibâren baş tanrı,
fırtına tanrısı Teşup'tur. Kozmik dönemi (kâinâtı)
sağlayan, krallığı ve ülkenin düzenini koruyan O'dur.
Kral, efendisi adına ülkeyi yönetir.
 |
Yazılıkaya'da Tudhaliya-IV kabartması.Sol eliyle
ucu spiral biçimli asasını tutmaktadır,sağ elinin
üzerindeki edikulası'nda kanatlı güneş sembolü
çift güneşli olarak yapılmıştır. |
5-Kadeş Savaşı ve Barış Antlaşması
M.Ö. 1274 tarihinde II. Ramses ile Muvattalli arasında
Kadeş önünde büyük bir meydan savaşı yapılmış ve Kadeş
Barış Antlaşması ile sonuçlanmıştır. Bu antlaşmaya
bağlı olarak II. Ramses savaştan önce aldığı yerleri
boşaltmış, Kadeş Şehri Hititlere kalmıştır.
 |
Kadeş Barış Antlaşması Yazıtı. |
Kadeş Barış Antlaşması sırasında orduda çıkan bir
isyanda, Muvattalli öldürülmüştür. Antlaşma, onun
yerine geçen III. Hattuşili tarafından imzalanmıştır.
(M.Ö.1269) Bu antlaşma dünya tarihinde eşitlik ilkesine
dayanan en eski antlaşmadır. Antlaşma çivi yazısıyla
gümüş plakalar üzerine Akadca olarak yazılmıştır.
Ayrıca Kralın mührünün yanında Kraliçenin (tavananna)
mührü de vardır.
Bu antlaşmanın gümüş levhalara kazınmış olan asıl
metinleri kayıptır. Mısır’da tapınakların duvarlarına
kazınan antlaşmanın bir nüshası da, Boğazköy (Boğazkale)
kazılarında kil tablet olarak bulunmuş olup Istanbul
Arkeoloji Müzesinde sergilenmektedir.
Kadeş antlaşmasının Hattuşa’da bulunan çivi yazılı
tabletinin büyütülmüş kopyası New York’ta Birleşmiş
Milletler Binasında asılıdır.
5.1-Boğazköy
MÖ II.bin başlarında, Yukarı Mezopotamya'daki Assur
şehrinin zengin tüccarlarının Anadolu ile yoğun bir
ticari ilişkiye girmiş olduklarını görüyoruz Orta
Anadolu'nun geniş toprakları üzerinde kurulan küçük
krallık veya beylikler, "Karum" adı verilen
pazar yerleri ile son derece canlı birer ticaret merkezleriydiler.
Assurlu tüccarlarla birlikte gelişen bir başka ve
çok önemli olgu ise, MÖ II. bin de Anadolu'da bilinmeyen
fakat Mezopotamya'da MÖ 3000 yılından beri kullanılan
çivi yazısının Anadolu'ya gelişidir. Böylece Anadolu
tarihi çağlara girmektedir. Kilden yapılmış tabletler
üzerine yazılan mektuplardan, Assurlu tüccarların
Anadolu'ya kumaş, koku ve kalay madeni getirerek yerli
krallara ve halka sattıklarını, karşılığında altın,
gümüş ve bazı tunç malzeme aldıklarını öğreniyoruz.
Koloni Çağı'nı izleyen Eski Hitit ( M.Ö. 18.yy.)
ve Büyük Hitit Krallığı dönemleri sonunda, takriben
1200 yıllarında batıdan gelen ve Deniz Kavimleri diye
adlandırılan toplulukların istilası ile Hitit İmparatorluğu
son bulmuş ve Hititler yaşamlarına şehir beylikleri
halinde devam etmişlerdir. Başkentleri:Hattuşaş
5.2-Çivi yazılı tablet
Anadolu'da ilk kez organize devlet kuran Hititleri'in
başkenti olan Boğazköy (Hattuşa), dağlık-engebeli
bir arazi kurulmuş olup Çorum'a uzaklığı 82 km'dir.
Boğazköy'ün gerçek tarihi M.Ö. 1900'den az sonra
başlar. Geç Hitit ve Asur belgelerinden öğrendiğimize
göre Boğazköy; Hattuştu ve Pijusti adlı krallarla
son bulan bir hanedanlığın merkezi idi. M.Ö. 19. ve
18. yy.'da Hitit öncesi'deki dönemde Boğazköy'de,
Hattiler ve Asurlu tüccarlar da konaklamaktaydılar.
Şehirde Asurlu tüccarların ticaret yaptıkları "karum"
denilen bir pazar yeri bulunmaktaydı.
Boğazköy, M.Ö. 1200 yıllarına kadar Hititler'in başkenti
olma özelliğini korumuştur. İlk Hitit kralı olarak
Hattuşa'lı anlamına gelen Hattuşili'yi görüyoruz.
Kentin asıl merkezini büyük kale teşkil eder. Büyük
kalenin kuzeybatı yamacında Hitit İmparatorluk dönemine
ait özel evler ile Büyük Mabed'in yer aldığı "aşağı
şehir" bulunmaktadır. Şehrin güney kısmını teşkil
eden "yukarı şehir"; M.Ö. 13. yy kralları
tarafından yapılmış sandık şeklindeki surlarla çevrilmiştir.
Bu surda Kral Kapısı, Potern, Sfenskli Kapı, Aslanlı
Kapı yer almaktadır. Yukarı şehir içinde Yenice kale
ve Sarıkale tahkim edilmiş olarak yapılmıştır.
Hitit Krallığı; M.Ö. 1200'deki Deniz Kavmi Göçleri
sonunda Trak asıllı kavimlerin baskıları sonucu yıkılmış
olup, dolayısıyla Boğazköy de başkent olma özelliğini
kaybetmiştir. M.Ö. 750 yılında Friklerin yerleşimine
sahne olmuştur. Hellenistik çağda ise Boğazköy; büyükçe
bir yerleşim alanı olamaktan öte gidememiştir. Bizans
çağında da iskan edildikten sonra Boğazköy'e 18. yy.'da
bugünkü sakinleri yerleşmiştir.
Antik Hattuşa harabeleri ile Yazılıkaya Açık Hava
Mabedi birer açık hava müzesi olarak önem taşımakta
olup, ayrıca; Milli Park projesi kapsamına alınmış
ve Dünya Kültür Mirası listesine dahil edilmiştir.
6-Kaynaklar ("http://tr.wikipedia.org/wiki/Hititler"'
dan alındı)
Çorum Valiliği Web
Sitesi
Hititler
Dış Bağlantılar
Hititler
- Erhan Altunay
|