Üniversitemizde “Çorum’un Değerleri: Doğumunun 85. Yılında Şekip Şahadoğru” Etkinliği Gerçekleştirildi

14 Kasım 2017

Üniversitemiz ile Çorum Belediyesi iş birliğinde “Çorum’un Değerleri: Doğumunun 85. Yılında Şekip Şahadoğru” başlıklı panel ve dinletiden oluşan bir etkinlik düzenlendi.

Yürütücülüğünü Fen Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünün yaptığı programın Prof. Dr. Ali Yakıcı, Bayram Bilge Tokel, Mehmet Çetin, Seyit Ali Aykaç, Nazlı Öksüz ve Erkan Şölen’den oluşan katılımcıları, etkinlik öncesinde Rektörümüz Prof. Dr. Reha Metin Alkan’ı makamında ziyaret ederek Üniversitemize davet edilmekten duydukları memnuniyeti dile getirdiler. Rektörümüz Prof. Dr. Alkan da Şekip Şahadoğru gibi Çorum’un çok önemli kültür değerlerinden birini Üniversitemiz bünyesinde Çorum Belediyesi ile birlikte gündeme getiriyor olmaktan duydukları mutluluğu ifade etti. Bu çabanın ileriki zamanlarda yapılacak nice verimli çalışmaya vesile olması temennisinde bulundu. 

HİTÜ MYO Ethem Erkoç Konferans Salonunda, Çorum Valisi Necmeddin Kılıç, Çorum Milletvekili ve TBMM İdare Amiri Salim Uslu, Çorum Milletvekili ve TBMM İdare Amiri Tufan Köse, Üniversitemiz Rektörü Prof. Dr. Reha Metin Alkan ve Çorum Belediye Başkan Yardımcısı Zeki Gül ile çok sayıda dinleyicinin katılımıyla gerçekleşen etkinlik, saygı duruşu ve İstiklâl Marşı’nın okunmasının ardından Şekip Şahadoğru’nun hayat hikâyesini anlatan slayt gösterisi ile başladı.

Şahadoğru’nun hayatıyla ilgili olarak arşivlerden derlenmiş video ve fotoğraflardan oluşan, ayrıca araştırmacı-yazar Abdulkadir Ozulu’nun Şahadoğru ile ilgili bir dilekçeyi okuduğu videonun da yer aldığı gösterimin ardından açış konuşmalarını yapan Rektörümüz Prof. Dr. Reha Metin Alkan, öncelikle böylesi bir etkinlikte yer almaktan duyduğu mutluluğu ifade etti. Üniversitelerin, sadece eğitim-öğretim, araştırma-geliştirme veya yatırım alanlarında değil, kültürel açılardan da bulundukları şehre ve evrensel anlamda insanlığa katkı sağlamaları gerektiğini, Hitit Üniversitesi olarak da bunu başarmak istediklerini ifade etti ve bu etkinliği de şehrimizin kültürel değerlerinin tüm insanlığa sunulması için önemli bir fırsat olarak gördüğünü belirtti. 

Prof. Dr. Alkan’ın ardından sözlerine başlayan Çorum Milletvekili ve TBMM İdare Amiri Tufan Köse, bugünün özel bir gün olduğunu, Çorum’un önemli değerlerinden, toplumun yaralarına merhem olmuş, onun acılarını ve sevinçlerini paylaşmış Şahadoğru ile ilgili böylesine bir etkinliğin düzenleniyor olmasından duyduğu mutluluğu sözlerine yansıttı. Şahadoğru’nun kendisinin komşusu olduğunu da vurgulayan Köse, anılarından bahsederek Çorum’un ve değerlerinin bu gibi etkinliklerle hem Türkiye’ye hem de dünyaya tanıtılabileceğini vurguladı. 

Çorum Milletvekili ve TBMM İdare Amiri Salim Uslu, “Şahbaba, enbiya ve evliyalarla dolu Çorum’u önce Türkiye’ye sonra dünyaya tanıtmak için yola çıkmıştı. Biz de bugün vefa borcumuzu yerine getiriyoruz.” diyerek sözlerine başladı. Bundan sonraki yıllarda da Çorum’un değerlerinin ortaya çıkarılması ve tanıtılması noktasında gerekenlerin yapılacağını hatırlatan Uslu, bu hususta Üniversitemizin var gücüyle çalıştığını belirtti. Üniversitenin, unutulmaya yüz tutan değerlerimizi gün yüzüne çıkardığını, bu yönüyle önemli bir görevi yerine getirdiğinin altını çizerek Şahadoğru’nun dizeleriyle sözlerini sonlandırdı.

Etkinlik, Mehmet Çetin’in moderatörlüğünde gerçekleştirilen “Şekip Şahadoğru” konulu panelle devam etti. Panelde, Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Yakıcı, Bayram Bilge Tokel ve Şahadoğru’nun oğlu Seyit Ali Aykaç panelist olarak yer aldı. Panelin ilk konuşmacısı Prof. Dr. Ali Yakıcı “Anadolu Âşıklık Geleneğinde Farklılaşan Yönleriyle Çorum ve Şekip Şahadoğru” başlıklı konuşmasında kendisinin Çorum’la ilgili çeşitli anılarına yer verdi ve Şahadoğru’nun şiirlerinden örneklerle konusunu anlattı. Öncelikli olarak, Anadolu coğrafyasında ve öncesinde âşıklık geleneğinin nasıl başladığıyla ilgili hususlara değinen Yakıcı, âşıklık geleneğini anlamak için Ahmet Yesevi’nin sırlarına vakıf olmak gerektiğini ifade etti. Çorum’da Anadolu’da âşıklık geleneğine zemin hazırlayan bir ortam olduğunu da belirten Yakıcı, özellikle 19. yüzyılda Çorum’un bu hususta çok güçlü bir geleneğe sahip olduğunu dile getirerek sözlerini sürdürdü. Çorum’daki gelenekle ilgili başka hususlara da değinen Yakıcı, Şahadoğru ile ilgili yeteri kadar çalışma yapılmadığını, belki kendisiyle ilgili bir lisansüstü tez çalışması yapılması gerektiği üzerinde durdu. Musa Eroğlu, Nazlı Öksüz, Nilüfer Sarıtaş gibi isimlerin Şahadoğru repertuvarından etkilendiğini de sözlerine ekledi.

Panelin ikinci konuşmacısı, Türk halk müziği icracısı Bayram Bilge Tokel “Bozlak Kültürü İçinde Şekip Şahadoğru” başlıklı konuşmasında, şehirlerin yerel, kültürel kimlikleriyle ulusal damarlarda yer aldığına, kültürel kimliklerin temel yapıtaşlarından birinin ise türküler olduğuna değinerek türküsü olan şehirlerin sayısının çok olmadığını, bu açıdan Çorum’un türküsü olan şehirlerden biri olma niteliği taşıdığının önemine değindi. Ancak Çorumluların bu durumdan çok da haberdar olmadığını belirten Tokel, söz konusu açıdan Çorum’un çok önemli, Şekip Şahadoğru’nun ise bu hususta çok değerli ve kıymetli bulunduğunun altını çizdi. Bozlaklarıyla öne çıkan Şahadoğru’nun bu alanda çok yüksek performans gösterdiğini ve orijinaliteyi yakaladığını belirten Tokel, bozlağın Türk müzik kültürünün en önemli unsurlarından biri olduğunu, kutsal bir emanet gibi Anadolu’ya taşınan en temel birimlerden sayılacağını, farklı yörelerde farklı isimler altında bilinse de, müziğimizin özünü oluşturduğunu belirtti. Bozlakların başlangıçtan beri var olduğunu ve uzun havaların en köklü biçiminin de bozlaklardan oluştuğunu ifade eden Tokel, “Şahadoğru’nun bozlak alanındaki birikimi, ayrıca bu alanda koyduğu eserlerin gücü ve anlam derinliği itibariyle ‘asıl perde’yi, diğer bir ifadeyle ‘şah perde’yi bulduğunu gösteriyor.” diyerek sözlerine devam etti. Tokel’e göre bozlaklara tasavvufu sokan yegâne isim de yine Şahadoğru’dur ve kendisi, bu sayede çok önemli bir vizyonu yerine getirmiştir. Bozlakların, onun eliyle farklı bir hüviyet kazanmış, farklı bir şekle bürünmüş olduğunu belirten Tokel, Şahadoğru’nun akademik anlamda üzerinde durulması gereken bir birikim olduğunu vurgulayarak sözlerini sonlandırdı.

Panelin son konuşmacısı, Şekip Şahadoğru’nun büyük oğlu olan Seyit Ali Aykaç ise, babasının çalışmalarına yönelik olarak birinci ağızdan bilgiler aktardı. Kendisine “Şekip Şahadoğru nasıl biridir?” diye sorulacak olursa, sadece iki kelimeyle “gönül insanıydı” şeklinde onu tanımlayacağını söyleyen Aykaç, babasının hayatıyla ilgili bilinmeyenleri, fotoğraflar eşliğinde izleyicilere aktardı. Ülkemizin sıkıntılı dönemlerinde dahi kendisi için “birleştirici, bütünleştirici” bir insandır tanımlanmasının yapıldığını, bu yönüyle kendisinin çeşitli şehirlere davet edildiğini aktaran Aykaç, babasının şiirlerinden de örnekler verdi. Bunların yanı sıra babasının son derece neşeli, renkli ve eğlenceli bir insan; alışılagelmiş kuralcı, ağır baba rolünden farklı olduğunu söyleyen Aykaç, çocuklarının babasından aşk, sevgi gibi hususlarda çok şey aldığını ifade etti. Sevgiyi ve saygıyı her zaman herkese tavsiye eden Şahadoğru’nun askerleri de çok sevdiğini, İstiklâl Marşı okunurken duygulandığını belirtti. 1994 yılında hastalandığını, Çorum’da başlayan tedavisinin Ankara’da devam ettiğini, buna rağmen hayata son derece bağlı olduğunu ve neşesinden bir şey kaybetmediğini aktararak, hastalığı esnasında bile dörtlükler dizdiğini, hastalığının son evresinde olsa da el yazısıyla şiirler kaleme aldığını hatırlattı. Babasının vefatından sonra yaşanan ilginç anıları da paylaşan Aykaç, babasının duygu ve düşüncelerinin vefatından sonra yaşatıldığını vurgulayarak sözlerini sonlandırdı.

Panelin bitiminde Şekip Şahadoğru’nun eşi, çocukları ve hayatında önemli yere sahip olan dostları duygu ve düşüncelerini ifade ettiler. Ardından kızı ve torunu, Şahadoğru’nun bir eserini canlı olarak seslendirdi. 

Programın ikinci yarısında Kültür ve Turizm Bakanlığı sanatçılarından Nazlı Öksüz ile Erkan Şölen tarafından “Aradım dünyayı huzur bulmadım”, “Malum olsun da sana bak ne haldeyim”, “Daha ne söyleyim sana vefasız”, “Kucak kucak selam olsun o yâre”, “Aşkına yandığım gül yüzlü canan”, “Kader seninle bir mahkemem var”, “Halimi arz ettim dağlara taşa”, “Kadir Mevlam seni sevmiş yaratmış”, “Beni benden evvel gören cananım”, “Yare söyleyin”, “Öğrendim”, “İğdenin dalları” ve “Kara kaş boyanır mı” adlı bozlak ve türkülerden oluşan bir dinleti gerçekleştirildi.

Etkinlik, Şekip Şahadoğru’nun eşi İsmihan Şahadoğru’na, katkı ve katılımda bulunan misafirlere plaket ve hediye takdimi ile sona erdi.